ÇORBACILIK ÜZERİNE


 

Elleri namazda gibi bağlı, boyun hafif eğik, kerkenezliğinden naşi sırıtma ile âmirlerinin karşısında dururlar. Yüzlerinde ki beyazlık (Bazı eline fırsat geçmemiş cep tipi vatan hainlerinin sandığı gibi nur değil.) bedenen, aklen ve ruhen insan onuruna yaraşır hiçbir sıkıntılı, sıkıntısız iş görmediklerinden ötürüdür. Pis sümük bıyıkları (Kapladığı koltuğa erişmek için kanca bıyıklarının ucunu aldırıp üç vakit ikindi namazında amirlerine gözükmek onun için zor sayılmaz.) ile Hindu kastlarına mensup şanslı müptezellere benzerler. Cumaları muhakkak kurum mescidinde kılarlar ve ön safları ele geçirip amirlerine arzı endam eder, edemezse kurum kimliğini mescidde düşürmüş numarasına yatarlar. Ardınca ağza alınmayacak küfürler savurdukları insanlarla yüz yüze bakabilmeyi “Ardımca bunlar bana olmadık şeyler söylüyordur.” düşüncesiyle gayet keyifle başarırlar. Ast gördüklerine sırtlan, üst gördüklerine finodurlar. Hakları olmayan mutluluklarını kılıflamak üzere -her zaman ve şeraitte- buldukları teolojik gerekçeler söz varlığı olarak kıymetli olsa da yamuk ağızlarında eğreti durur. Aslında mutluluk sandıkları şey geviş getiren bir Amerikan Öküzü mesabesindedir.

 

Sahip oldukları tüm düşünce ve fikirler(!?) tapındıkları güç odaklarına aittir. Güç odakları fikir değiştirince önceden söylenen şeyleri yok sayarlar. Yapıp ettikleri o kadar ruhlarına işlemiştir ki sapkın inançlarına göre unutkan yaratıcı mutlaka onları hoş görecektir. Şair Şükrü Erbaş'ın şiirinden fırlayıp, eğreti bir takım elbisenin içerisinde (Burası karşılıklı, takım elbise de eğreti, bizzat kendisi de.) TOKİlenmiştirler. En büyük başarıları (Bu bir başarı mıdır? Başarı nedir? Gerekli midir? Sonradan görme, gâvurdan dönme!) edindikleri mal varlıklarıdır. Mal varlıklarını söyleyip ne mal olduklarını ortaya koyarlar.

 

Münafık olabilmek için Müslüman numarası çekmek gerekir. Kâfir olmak daha net.


Yorumlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *