YAŞ MI DA KURU MU, RONALDO MU MESSİ Mİ?

 


İspanya toprakları, miladi 711'de Târık bin Ziyad'ın kumandasındaki Müslüman kuvvetler tarafından fethinden 1492'de son Gırnata Emîrliği' nin yıkılışına kadar 781 yıl bütünüyle veya bölgesel olarak Müslümanların yönetiminde kalmıştır. Bu süre zarfında tedricen İspanya nüfusunun yarısından fazlası İslâm ile şereflenmişti.

 

Peki, 1492 sonrası bu Endülüs ya da İspanya Müslümanlarına ne oldu? Reconquista Hareketi[1] ile ülkeyi ele geçiren İspanya Krallığı, neler yaptı da bunca Müslüman nüfus âdeta buharlaştı?

 

Önce Müslüman din adamları üzerinde baskı kuruldu, ardından kitaplar toplatılıp yakıldı. İkna çabaları yetersiz kalınca tertiplerle erkekleri katledildi, kadınları köleleştirildi, çocukları Hıristiyan ailelere dağıtıldı. Müslümanların azınlık teşkil ettiği diğer bölgelerde yaşayanlar zorla ve topluca vaftiz edildi, idarî görevde bulunanların işine son verildi. Etrafı duvarlarla çevrili mahallelerde yaşamaya zorlandılar. Evlilikleri gayrimeşru ilân edildi, isimleri değiştirildi. Domuz eti yemeye, içki içmeye zorlandılar. Yüzyıllardır giydikleri kıyafetleri yasaklandı. Arapça konuşmaları ve yazmaları yasaklandı. Camiler kiliseye çevrildi, hamamları yıkıldı, evlerinde dahi yıkanmaları istenmiyordu. Silâh taşımaları yasaklandı. Ödemek zorunda oldukları ve her geçen gün artırılan vergilere yeni yeni kalemler eklendi. Hayat alanları iyice daraltıldı. Bunlarla da yetinmediler. Sonunda "Eski Hıristiyanlar" dışındaki bütün unsurların İspanya topraklarını en kısa sürede terk etmeleri istendi ve gereği zorla yapıldı. Bütün nüfus bugünkü Fas ve Cezayir üzerinden Afrika'ya ve Fransa üzerinden Avrupa'ya dağıtıldı.

 

Seviyesizce, bilgisizce, yalanlara iman ederek ve estetik kaygıları bir kenara iterek hiçbir şeyin üstesinden gelemeyiz. Günlük siyaseti temel alarak da kendimize asla hayırlı bir yol bulamayız. Yolumuzu kaybetmemiz ise olağandır. Kâfir dünya işleyişinin ve hayat akışının kaçınılmaz olduğunu düşünüp benimseyerek ise asla Müslüman olamayız. Çözüm mü dediniz? İşte bu sayılanları yapmayacaksınız. Eğer bu sayılan kötülüklerin kötülük olduğunun ayırdına varıp ne olursa olsun bulaşmamayı kendi haysiyet meseleniz yaparsanız zaten yürüyeceğiniz yola başlamışsınız demektir.

 

Kötülükleri yapmayı tercih edenler ise anasının "Karı gibi ağlama" dediği adamla[2] yoldaş olmaktan kurtulamayacaklardır.



[1] Endülüs döneminde İber Yarımadasındaki Hristiyanların, yarımadadaki Müslümanların varlıklarını ortadan kaldırma amaçları ve çabalarına verilen addır. 1492 yılında son Endülüs devletinin yıkılmasıyla başarıya ulaşan Reconquista, İspanyolcada "Yeniden fetih" anlamına gelir. Katoliklerce Haçlı Seferlerinin parçası olarak da değerlendirilir.

[2] Son Gırnata Emiri Ebû Abdullah’a annesi Aişe’ nin, oğlunun Gırnatayı İspanyollara teslim edişi sırasında ağlaması üzerine: “Erkekler gibi savunmadığın bir toprak için, şimdi kadınlar gibi ağla bakalım!” rivayet edilir.


Yorumlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *